Daruma Akademi
Sürekli İyileştirme Kaizen · 3 dk · 16.10.2026

Sel Felaketleri Kader mi, Yoksa İyileştirmeyi Ertelememizin Sonucu mu?

Her yağmurdan sonra aynı görüntüler, aynı mağduriyetler, aynı sorular… Peki, yaşadıklarımızdan gerçekten ders çıkarıyor muyuz? Yoksa sular çekilince her şeyi unutup bir sonraki yağmuru mu bekliyoruz? Yıllardır üretim sahalarında savunduğum bir yaklaşım var: Sorunları yalnızca çözmek değil, tekrar yaşanmamaları için kök nedenine inip sistemi iyileştirmek gerekir.

Her yağmur yağdığında aynı görüntüleri görmek zorunda mıyız? Sokakları kaplayan sular, yollarda mahsur kalan araçlar, evlerine su dolan insanlar, işine gidemeyenler… Birkaç saatlik yağmurun ardından yine aynı manzaralar, yine aynı mağduriyetler, yine aynı sorular… Sonra yağmur duruyor. Sular çekiliyor. Hayat yavaş yavaş normale dönüyor. Bir süre sonra da her şeyi unutuyoruz. Ta ki bir sonraki yağmura kadar…

Peki, gerçekten yapabileceğimiz bir şey yok mu?

Ben yıllardır üretim sahalarında çalışıyorum. Farklı fabrikalarda, farklı ekiplerle, farklı sorunlarla karşılaştım. Ama şunu öğrendim: Bir sorunla karşılaştığımızda yalnızca o sorunu çözmek yetmez. O sorunun neden ortaya çıktığını anlamak ve bir daha yaşanmaması için sistemi iyileştirmek gerekir. İşte biz buna Sürekli İyileştirme diyoruz. Bir makinede arıza olduğunda sadece parçayı değiştirip üretime devam edersek, aynı arızayla yeniden karşılaşabiliriz. Ama neden arıza yaptığını araştırırsak, bakım sistemimizi gözden geçirirsek, gerekli önlemleri alırsak aynı sorunun tekrar yaşanma ihtimalini azaltırız. Üstelik bunun için makinenin bir kez daha bozulmasını beklemeyiz. Geçmişte yaşanan sorunlardan ders çıkarır, henüz sorun ortaya çıkmadan iyileştirmeler yaparız.

Peki, bunu şehirlerimiz için neden yeterince yapamıyoruz?

Yağmurun ne zaman yağacağını biliyoruz. İstanbul'un hangi bölgelerinin su baskınlarına daha açık olduğunu biliyoruz. Altyapının, yağmur suyu kanallarının, dere yataklarının ve şehir planlamasının ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Elbette her yağışın önüne geçmek, her su baskınını tamamen önlemek mümkün olmayabilir. Ancak her yağmurda aynı bölgelerde benzer sorunları yaşıyorsak, burada yalnızca doğayı değil, kendi sistemimizi de sorgulamamız gerekmez mi? Geçmişte yaşanan her sel, aslında bize bir şey anlatıyor. Hangi altyapının yetersiz kaldığını, nerede suyun biriktiğini, hangi önlemlerin işe yaramadığını gösteriyor. Bunları yalnızca felaket sonrasında konuşmak yerine, her olaydan sonra ders çıkarsak, nedenlerini araştırsak, sorumluları ve yapılacak işleri netleştirsek, sonuçları takip etsek… Ve en önemlisi, alınan önlemlerin gerçekten işe yarayıp yaramadığını kontrol etsek… Belki bugün gördüğümüz görüntülerin önemli bir bölümünü hiç yaşamayacaktık. Sürekli İyileştirme, bir sorun yaşandığında harekete geçmek değil; aynı sorunu tekrar yaşamamak için bugünden çalışmaktır. Bunun için büyük projeler kadar küçük ama doğru adımlar da önemlidir. Bir mazgalın düzenli kontrol edilmesi, suyun akışını engelleyen bir sorunun zamanında giderilmesi, riskli bir bölgenin önceden tespit edilmesi… Bunların her biri, doğru bir sistemin parçasıdır. Tabii ki büyük altyapı sorunları da gerektiğinde ciddi yatırım ve uzun vadeli planlama gerektirir. Mesele sadece bir şeyler yapmak değil, doğru şeyleri yapmak ve yapılanların sonuçlarını takip etmektir. Benim iş hayatımda sıkça kullandığım bir yaklaşım var: Sorun ortaya çıktığında çözmek için harcadığımız çabayı, o sorunun hiç ortaya çıkmaması için harcasak çok daha iyi sonuçlar elde edebiliriz. Bunu fabrikalarda yapabiliyoruz. Üretim kayıplarını azaltmak, arızaları önlemek, kaliteyi yükseltmek için sistemler kurabiliyoruz. O zaman aynı anlayışı şehirlerimizde, kurumlarımızda ve günlük hayatımızda da daha fazla uygulayamaz mıyız? Bu yazıyı kimseyi suçlamak için yazmıyorum. Amacım, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir konuya dikkat çekmek. Çünkü konu yalnızca yolların su altında kalması değil. İnsanların evleri, emekleri, işleri, güvenliği ve en önemlisi de hayatları… Bir sonraki yağmuru beklemek yerine, bugünden neyi daha iyi yapabileceğimizi konuşmalıyız. Sürekli İyileştirme bir tercih değil, tekrar eden sorunlardan kurtulmanın yoludur. Keşke bunu çok daha önce, yalnızca fabrikalarda değil, yaşadığımız şehirlerde de daha güçlü bir şekilde uygulamaya başlasaydık. Belki bugün yine yağmuru konuşurduk ama bu kadar çok felaket görüntüsünü değil. Güzel hafta sonları.

Sizler de işletmenizde benim yıllar içinde biriktirmiş olduğum ve başarısı kanıtlanmış Japon sistemi ile kültürü güçlendirmek, çalışan özenini ve katılımını artırmak ve sürdürülebilir iyileştirme sistemleri kurmak istiyorsanız, yalın üretim anlayışı ile tanışmak ve gerçekten sahaya yansımasını istiyorsanız Daruma Akademi ile iletişime geçebilirsiniz. Gerçek dönüşüm, sahada uygulanabilen sistemlerle başlar. Hedefle, odaklan, başar…