Özen, bir kültürdür. Ve o kültür oluştuğunda, makineler daha güvenilir çalışır, hatalar azalır, kalite yükselir, maliyetler düşer ve en önemlisi insanlar yaptıkları işle gurur duymaya başlar.
"Nasıl olsa çalışıyor." Sanırım iş hayatında duyduğum en tehlikeli cümlelerden biri bu. Çünkü birçok sorun büyük bir arızayla başlamaz. Küçük bir gevşek vida, silinmeyen bir sensör, fark edilmeyen bir yağ kaçağı, güncellenmeyen bir kontrol listesi ya da "sonra bakarız" denilen küçük bir eksiklik zamanla büyük kayıplara dönüşür. Aslında bu sadece fabrikalarda değil, hayatın her alanında böyledir. Arabamızı düşünelim. Periyodik bakımını zamanında yaptırır, lastik basıncını kontrol eder, motor sesinde farklılık hissedersek servise gideriz. Çünkü biliriz ki bugün göstereceğimiz küçük bir özen, yarın yaşayacağımız büyük bir sorunu engelleyebilir. Evimizde de aynı durum geçerlidir. Musluktan gelen küçük bir damlama günlerce önemsenmez. Sonra su kaçağına, duvarın kabarmasına ve yüksek bir tamirat masrafına dönüşebilir. İşletmeler de bundan farklı değildir.
Operasyonel mükemmellik aslında büyük projelerden önce küçük alışkanlıklarla başlar. - Makinenin etrafındaki bir yağ damlasını görmek... - Temizlik sırasında gevşemiş bir cıvatayı fark etmek... - Standart dışı bir sesi önemsemek... - Eksik kalan etiketi tamamlamak... - Bir uygunsuzluğu "biri görür" diye bırakmamak... Bunların hiçbiri tek başına büyük başarı değildir. Ama hepsi birlikte büyük başarıların temelini oluşturur. Çünkü operasyonel mükemmellik, büyük kahramanlık hikâyelerinden çok, her gün tekrar edilen küçük doğru davranışların toplamıdır.
Otonom bakım çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bazıları bunu sadece operatörün makineyi temizlemesi olarak görür. Oysa otonom bakımın özü şudur: "Kullandığım makinenin sorumluluğunu hissediyorum." Temizlik yapılmasının amacı makineyi güzel göstermek değildir. Temizlik sırasında kaçakları görmek içindir. Yağlama yapılmasının amacı prosedürü tamamlamak değildir. Sürtünmeyi azaltmak ve ekipmanın ömrünü uzatmaktır. Kontrol noktalarını dolaşmanın amacı form doldurmak değildir. Anormallikleri büyümeden yakalayabilmektir. Makineyi sahiplenmek, aslında işini sahiplenmektir.
Kaizen'in temelinde büyük yatırımlar yoktur. Önce bakmayı öğrenmek vardır. Sonra fark etmek... Sonra sorgulamak... Ve en sonunda daha iyisini yapmak. Özen göstermeyen insan iyileştirme fırsatını da göremez. Çünkü iyileştirme, detayları fark edebilen insanların işidir. Bir operatörün her gün kullandığı ekipmandaki küçük değişimi fark etmesi... Bir bakım teknisyeninin ses değişikliğini duyması... Bir kalite mühendisinin sürekli tekrar eden küçük bir hatayı önemsemesi... İşte Kaizen tam da burada başlar.
Özen yalnızca çalışanlardan beklenemez. Yönetim de aynı özeni göstermelidir. - Çalışanın önerisini dinleyen... - Sorunları suçlamak yerine anlamaya çalışan... - Standartları birlikte oluşturan... - Sahaya çıkan... - İnsanlara değer veren... Bir yönetim anlayışı, çalışanların da yaptığı işe özen göstermesini sağlar. İnsanlar önemsendiklerini hissettiklerinde, yaptıkları işe de daha fazla değer verirler.
Yıllar boyunca farklı sektörlerde birçok tesis görme fırsatım oldu. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Başarılı işletmeleri birbirinden ayıran en önemli unsur teknoloji değil, insanların yaptığı işe gösterdiği özendir. Operasyonel mükemmellik... Sürekli iyileştirme... Kaizen... Otonom bakım... 5S... Hepsinin ortak noktası aynıdır. Yaptığı işi sahiplenen insanlar. Çünkü özen, bir prosedür değildir. Özen, bir kültürdür. Ve o kültür oluştuğunda, makineler daha güvenilir çalışır, hatalar azalır, kalite yükselir, maliyetler düşer ve en önemlisi insanlar yaptıkları işle gurur duymaya başlar. Lütfen unutmayalım; Mükemmellik bir anda ortaya çıkmaz. Her gün aynı özenle yapılan küçük doğru davranışların birikimidir.