Bir fabrikada İSG denildiğinde aklımıza çoğu zaman baret, gözlük, eldiven, iş ayakkabısı, uyarı levhaları ve eğitimler gelir. Bunların hepsi elbette önemlidir. Ancak İSG faaliyetleri ile birlikte 5S, Otonom Bakım, Profesyonel Bakım, Poka Yoke, Kaizen ve Gemba gibi uygulamalar sadece operasyonel mükemmellik araçları olmaktan çıkar ve doğrudan İSG'nin bir parçası haline gelir. Çünkü güvenli bir saha, çoğu zaman ayrı bir İSG projesinin değil, doğru işletilen bir yönetim sisteminin doğal sonucudur.
Bir fabrikada İSG denildiğinde aklımıza çoğu zaman baret, gözlük, eldiven, iş ayakkabısı, uyarı levhaları ve eğitimler gelir. Bunların hepsi elbette önemlidir. Ama bir soru soralım: Çalışanın kişisel koruyucu donanımını doğru kullanmasını sağlamak, tehlikeyi gerçekten ortadan kaldırmak mıdır? Aslında çoğu zaman hayır. Çünkü en iyi İSG uygulaması, çalışanın tehlikeye maruz kaldığı halde kendisini korumasını beklemek değil; tehlikeyi kaynağında ortadan kaldırmaktır. İşte tam bu noktada 5S, Otonom Bakım, Profesyonel Bakım, Poka Yoke, Kaizen ve Gemba gibi uygulamalar sadece operasyonel mükemmellik araçları olmaktan çıkar ve doğrudan İSG'nin bir parçası haline gelir. Çünkü güvenli bir saha, çoğu zaman ayrı bir İSG projesinin değil, doğru işletilen bir yönetim sisteminin doğal sonucudur.
5S denildiğinde çoğu kişinin aklına temizlik ve düzen gelir. Oysa 5S'in İSG açısından çok daha önemli bir katkısı vardır: Anormalliği görünür hale getirmek.
Bunların bazıları doğrudan kazaya neden olabilir. Bazıları ise henüz kazaya dönüşmemiş, fakat kazaya davetiye çıkaran durumlardır. 5S sayesinde saha standart hale geldiğinde, normal ile anormal birbirinden ayrılır. Daha önemlisi, çalışan anormalliği gördüğünde artık: “Burada bir problem var.” diyebilir. İşte İSG açısından 5S'in en önemli katkılarından biri budur. Tehlikeyi saklamaz, görünür hale getirir.
Otonom Bakım'ın temelinde operatörün kendi ekipmanını tanıması, temizlemesi, kontrol etmesi ve anormallikleri erken fark etmesi vardır. Bu yaklaşım sadece makinenin verimliliğini artırmaz. Aynı zamanda önemli bir İSG bariyeridir. Bir yağ kaçağı düşünelim. İlk gün küçük bir yağ sızıntısıdır. Sonra zemine damlar. Zemin kayganlaşır. Bir çalışan fark etmeden üzerinden geçer. Bir gün küçük bir anormallik olarak başlayan durum, başka bir gün iş kazasına dönüşebilir. Oysa Otonom Bakım'ın mantığı şudur: “Bu normal değil. Bul, etiketle, bildir ve ortadan kaldır.” Aynı yaklaşım gevşek bağlantılar, kırılmış muhafazalar, anormal sesler, sıcaklık artışları, hava kaçakları, kablo problemleri ve daha birçok durumda geçerlidir. Operatör makinenin başında olduğu için, çoğu zaman anormalliği ilk gören kişidir. Bu nedenle Otonom Bakım'ın önemli bir sonucu şudur: İSG'nin gözü sadece İSG uzmanı değildir. Sahadaki herkes İSG'nin gözü haline gelir.
Profesyonel Bakım açısından da benzer bir durum söz konusudur. Bir makine arızalandığında sadece makineyi yeniden çalıştırmak yeterli değildir. Asıl soru şudur: Makine neden arızalandı ve bu arıza tekrarlandığında insan için nasıl bir risk oluşturabilir? Örneğin bir makinenin emniyet sensörü devre dışı kalıyorsa, bunu yalnızca “makine çalışmıyor” problemi olarak görmek ciddi bir eksikliktir. Burada aynı zamanda bir İSG riski vardır. Koruyucular, emniyet switch'leri, sensörler, acil stoplar, elektriksel güvenlik, basınçlı sistemler, enerji izolasyonu ve bakım sırasında güvenli çalışma koşulları Profesyonel Bakım'ın teknik sorumluluk alanının önemli parçalarıdır. İyi bir bakım sistemi: Arızayı gidermez sadece; arızanın insanı tehlikeye atmasını da önler. Bu nedenle Profesyonel Bakım ile İSG arasında çok güçlü bir bağ vardır.
Bence İSG ile Poka Yoke arasındaki ilişki, sahadaki en güzel örneklerden biridir. Bir çalışana: “Dikkatli ol.” demek kolaydır. Ama insanın her zaman dikkatli olmasını beklemek bir sistem değildir. Çünkü insan hata yapabilir. Asıl soru şudur: Hata yapıldığında sistem ne yapacak?
Artık güvenliği sadece insanın dikkatine bırakmıyoruz demektir. İşte Poka Yoke'nin gücü burada ortaya çıkar. En güçlü İSG uygulamalarından biri, çalışanın hata yapmamasını istemek değil, hata yaptığında sistemin onu tehlikeye sokmamasını sağlamaktır.
Bir başka önemli konu da Kaizen. Bir iş kazası olduğunda araştırma yapıyoruz. Neden oldu? Nasıl oldu? Kim yaptı? Hangi prosedür uygulanmadı? Bunlar elbette sorulmalı. Ama daha değerli soru şudur: “Bu olay gerçekleşmeden önce bu riski görebilir miydik?” Aslında Kaizen kültürü tam olarak burada devreye girer. Bir çalışan: “Burada ayağım takılıyor.” dediğinde, “Dikkat et.” demek yerine zemini düzeltmek… Bir çalışan: “Bu parçayı alırken elim sıkışıyor.” dediğinde, “Eldiven tak.” demek yerine prosesi değiştirmek… Bir çalışan: “Buraya ulaşmak için sürekli eğiliyorum.” dediğinde, “Dikkatli kaldır.” demek yerine ergonomiyi iyileştirmek… Bunlar küçük gibi görünen ama büyük sonuçlar doğuran iyileştirmelerdir. Kaizen'in İSG açısından en büyük değeri, kazayı beklemeden iyileştirme yapabilmektir.
İSG toplantı odasında konuşulabilir. Prosedürlerde yazılabilir. Eğitimlerde anlatılabilir. Ama riskin kendisi sahadadır. Bu nedenle Gemba yaklaşımı İSG açısından da son derece değerlidir. Bir prosesin gerçekten nasıl çalıştığını görmek istiyorsak, prosesi izlemeliyiz. Çalışanın gerçekten ne yaptığını görmek istiyorsak, çalışanı iş başında gözlemlemeliyiz. Çünkü bazen prosedür başka şey söyler, saha başka şey anlatır ve gerçek iyileştirme çoğu zaman o farkın içinde saklıdır.
Bütün bu sistemlere birlikte baktığımızda güzel bir tablo ortaya çıkıyor:
Burada çok önemli bir ayrım var. İSG'yi yalnızca: “Çalışanı tehlikeden korumak” olarak düşünürsek, sürekli çalışanın davranışını değiştirmeye çalışırız. Ama İSG'yi: “Tehlikeyi mümkün olduğunca kaynağında ortadan kaldırmak” olarak düşünürsek, bu kez sistemi değiştirmeye başlarız. İşte operasyonel mükemmellik ile İSG'nin kesiştiği nokta tam olarak burasıdır. Yıllardır sahada gördüğüm bir gerçek var: Bir fabrikanın İSG performansı sadece İSG departmanının çalışmasıyla yükselmez.
Aslında aynı zamanda birer İSG iyileştirmesidir. Çünkü güvenli saha, duvara asılan bir afişle oluşmaz. Güvenli saha; doğru standartların, doğru alışkanlıkların, doğru ekipmanın ve doğru yönetim anlayışının sahadaki sonucudur. Ve belki de İSG konusunda kendimize şu soruyu daha sık sormalıyız: “Çalışana daha dikkatli olmasını nasıl söyleriz?” yerine, “Çalışanın daha dikkatli olmak zorunda kalmayacağı bir sistemi nasıl kurarız?” Çünkü gerçek başarı, tehlikeyi fark ettikten sonra önlem almak değil; tehlikenin ortaya çıkmasını mümkün olduğunca engellemektir. Sahada çalışmayan hiçbir sistem kalıcı değildir. İSG de bunun istisnası değildir. Güzel hafta sonları. :)
Sizler de işletmenizde benim yıllar içinde biriktirmiş olduğum ve başarısı kanıtlanmış Japon sistemi ile kültürü güçlendirmek, çalışan özenini ve katılımını artırmak ve sürdürülebilir iyileştirme sistemleri kurmak istiyorsanız, yalın üretim anlayışı ile tanışmak ve gerçekten sahaya yansımasını istiyorsanız Daruma Akademi ile iletişime geçebilirsiniz. Gerçek dönüşüm, sahada uygulanabilen sistemlerle başlar. Hedefle, odaklan, başar…